Yeşil Gazete Genel Sekreterlik Genel Müdürlüğü
23 Temmuz 2026
TBMM KARARI
HUDUT, ŞÜMUL, MİKTAR VE ZAMANI CUMHURBAŞKANINCA TAKDİR VE TAYİN OLUNACAK ŞEKİLDE, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ KARARLARINA VE ULUSLARARASI HUKUKTAN KAYNAKLANAN YÜKÜMLÜLÜKLERİMİZE UYGUN BİR BİÇİMDE, GEREKTİĞİNDE ÜÇÜNCÜ ÜLKELER VE ULUSLARARASI ÖRGÜTLERLE İŞBİRLİĞİ İMKÂNLARI DA KULLANILARAK, SOMALİ İLE ÜLKEMİZ ARASINDA AKDEDİLEN MİLLETLERARASI ANLAŞMALARIN UYGULANMASI KAPSAMINDA, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ UNSURLARININ, SOMALİ'NİN TERÖRİZM, DENİZ HAYDUTLUĞU, YASADIŞI BALIKÇILIK, HER TÜRLÜ KAÇAKÇILIK VE DİĞER TEHDİTLERE KARŞI GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI FAALİYETLERİNE DESTEK VERİLMESİ AMACIYLA SOMALİ'NİN DENİZ YETKİ ALANLARI DÂHİL OLMAK ÜZERE İKİ ÜLKE TARAFINDAN MÜŞTEREKEN BELİRLENECEK BÖLGELERİNDE VE MÜNHASİRAN TESPİT EDİLECEK KURALLARLA GÖREVLENDİRİLMESİ VE BUNUNLA İLGİLİ GEREKLİ DÜZENLEMELERİN CUMHURBAŞKANI TARAFINDAN BELİRLENECEK ESASLARA GÖRE YAPILMASI İÇİN ANAYASA'NIN 92'NCİ MADDESİ UYARINCA 27 TEMMUZ 2024 TARİHLİ VE 1423 SAYILI TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KARARIYLA VERİLEN İZNİN SÜRESİNİN 27 TEMMUZ 2026 TARİHİNDEN İTİBAREN İKİ YIL UZATILMASINA DAİR KARAR
Somali, kökleri tarihten gelen yakın ilişkilere sahip olduğumuz dost ve kardeş bir ülkedir. Hint Okyanusu'na ve Aden Körfezi'ne kıyısı bulunan stratejik konumdaki Somali'nin güvenliği ve istikrarı tüm bölge için önem arz etmektedir.
Somali Federal Hükümeti, ülkesinin egemenliğini ve bağımsızlığını güçlendirmek, iç ve dış güvenliğini sağlamak ve ulusal bütünlüğünü temin edebilmek maksadıyla bir yandan savunma ve güvenlik kuvvetlerini yeniden yapılandırma çalışmalarına devam ederken diğer yandan terörle mücadele operasyonlarını sürdürmektedir.
Ülkemiz, 2011 yılından bu yana Somali Federal Hükümetiyle, iki ülke halkının faydasına olacak şekilde, siyasi, sosyal, ekonomik ve güvenlik alanlarında çok yönlü işbirliği tesis etmiştir. Ülkemizin Somali halkı nezdinde sahip olduğu itibar ve yıllar içerisinde ülkemize yönelik oluşan güven, işbirliğimizin kesintisiz biçimde sürdürülmesinde önemli bir etken olmuştur.
İki ülke arasında yürürlükte bulunan Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Çerçeve Anlaşması, Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması, Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması ve Askeri Mali İşbirliği Anlaşması kapsamında Somali'de güvenlik ve istikrarın sağlanması yönelik eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimiz sürdürülmekte, Somali savunma ve güvenlik kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması ve terörle mücadele edebilecek kapasiteye ulaşabilmesini teminen uluslararası toplumla birlikte on yılı aşkın süredir destek sağlanmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurları, Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme ve 16 Aralık 2008 tarihli ve 1851 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı temelinde uluslararası toplumca Aden Körfezi, Somali açıkları (Somali karasuları hariç), Arap Denizi ile mücavir bölgelerde yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadeleye ilişkin çabalara Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2009 yılından bu yana verdiği ve son olarak 20 Ocak 2026 tarihli ve 1482 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla süresi bir yıl uzatılan izin çerçevesinde etkin bir şekilde destek vererek Somali açıklarında seyrüsefer emniyetinin sağlanmasına da katkıda bulunmaktadır.
Somali savunma ve güvenlik kuvvetleri, personel ve diğer kaynaklar açısından yeterli potansiyele sahip olmasına rağmen ekonomik zorluklar sebebiyle görevlerini yerine getirmede istenen seviyeye ulaşamamıştır. Somali Federal Hükümeti, terörle mücadele ve güvenlik kuvvetleri ile diğer devlet kurumlarının kapasite gelişiminin bir sonraki aşamasına geçebilmek amacıyla, hâlihazırda ekonomik açıdan değerlendirilemeyen deniz yetki alanlarında kontrolün sağlanmasını ve deniz kaynaklarının Somali ekonomisine kazandırılmasını hedeflemektedir. Bu hedef, 12 Aralık 2023 tarihinde New York'ta ülkemizin ortak ev sahipliğinde düzenlenen Somali'nin Güvenliği Konferansında kabul edilen ve Somali'nin güvenlik sorumluluğunu yakın gelecekte tek başına üstlenmesine yönelik Somali Güvenlik Sektörü Kalkınma Planıyla da uyumludur.
Bu amaçlara uygun şekilde Türkiye Cumhuriyeti ile Somali Federal Cumhuriyeti arasında 8 Şubat 2024 tarihinde Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması imzalanmıştır. Bahse konu Anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve aynı amaçla savunma işbirliğinin güçlendirilmesi, bu suretle Somali'nin ekonomik kaynaklarının daha etkin ve verimli şekilde kullanılmasına yönelik faaliyetlerin detaylarını kapsamakta olup her iki ülke tarafından onaylanmıştır.
Müteakiben, Somali Federal Hükümeti, Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşmasında mutabık kalınan amaçlar doğrultusunda, terörizm, deniz haydutluğu, yasadışı balıkçılık, her türlü kaçakçılık ve diğer tehditlere karşı Türkiye Cumhuriyeti'nden Silahlı Kuvvetlerimizin vereceği destek dâhil olmak üzere yardım talep etmiştir.
Bu itibarla, mezkûr Anlaşmada mutabık kalınan amaçlar ile Somali'nin terörle mücadelesine dair Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1 Aralık 2023 tarihli ve 2713 sayılı Kararı kapsamında, Somali'nin istikrar ve refahına yönelik bütüncül yaklaşımımız temelinde, Somali'nin ekonomik kaynaklarının korunmasına yardım edilerek kendi kaynaklarından etkin bir şekilde istifade etmesi ve bu sayede savunma ve güvenlik kuvvetlerini ülkenin güvenliğini temin ve idame edecek seviyeye getirmesi öngörülmektedir.
Somali ile gerçekleştirilecek bu işbirliği sayesinde, Somali'nin ekonomik kaynaklarının güvence altına alınması ve dış ticaretimiz ile deniz taşımacılığımız açısından kilit önemdeki bölgede istikrara ve güvenliğe katkıda bulunulması ve Somali ile dostluğumuzun tahkim edilmesi, ayrıca uluslararası barış ve istikrarı tehlikeye düşüren ve milli menfaatlerimizi de olumsuz yönde etkileyebilen Aden Körfezi, Arap Denizi ve mücavir bölgelerdeki terörizm, deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemlerine karşı yürütülen çabalara ülkemizin desteğinin pekiştirilmesi sağlanacaktır.
Bu mülahazalarla, hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına ve uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerimize uygun bir biçimde, gerektiğinde üçüncü ülkeler ve uluslararası örgütlerle işbirliği imkânları da kullanılarak, Somali ile ülkemiz arasında akdedilen milletlerarası anlaşmaların uygulanması kapsamında, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, Somali'nin terörizm, deniz haydutluğu, yasadışı balıkçılık, her türlü kaçakçılık ve diğer tehditlere karşı güvenliğinin sağlanması faaliyetlerine destek verilmesi amacıyla Somali'nin deniz yetki alanları dâhil olmak üzere iki ülke tarafından müştereken belirlenecek bölgelerinde ve münhasıran tespit edilecek kurallarla görevlendirilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için Anayasa'nın 92'nci maddesi uyarınca 27 Temmuz 2024 tarihli ve 1423 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla verilen iznin süresinin 27 Temmuz 2026 tarihinden itibaren iki yıl uzatılmasına Genel Kurulun 21.07.2026 tarihli 112'nci Birleşiminde karar verilmiştir.
Cumhurbaşkanlığından:
Karar: 2026/190
Yükseköğretim Kurulu Üyeliklerine, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 6 nci maddesinin (b) fıkrası ve 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3 üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı SUSMAZ ve Prof. Dr. Mürteza BEDİR seçilmiştir.
22 Temmuz 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI
Cumhurbaşkanlığından:
Karar: 2026/191
Yükseköğretim Kurulu Üyeliklerine, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 6 nci maddesinin (b) fıkrası ve 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci ve 7 nci maddeleri gereğince Üniversitelerarası Kurulca seçilen Prof. Dr. Kemal ŞENOCAK ve Prof. Dr. İlhan İLKILIÇ atanmıştır.
22 Temmuz 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI
Karar: 2026/192
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörlüğüne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3 üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Gülçin YAHYA KAÇAR atanmıştır.
22 Temmuz 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI
Karar: 2026/193
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörlüğüne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3 üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Gül Rengin KÜÇÜKERDOĞAN atanmıştır.
22 Temmuz 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI
Karar: 2026/194
İstanbul Gedik Üniversitesi Rektörlüğüne. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Feriha ERFAN KUYUMCU atanmıştır.
22 Temmuz 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI
Karar: 2026/195
İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörlüğüne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Emre ALKİN atanmıştır.
22 Temmuz 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI
Karar: 2026/196
Mudanya Üniversitesi Rektörlüğüne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3 üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Ahmet KESİK atanmıştır.
22 Temmuz 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI
Karar: 2026/197
Sanko Üniversitesi Rektörlüğüne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3 üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Güner DAĞLI atanmıştır.
22 Temmuz 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI
Karar: 2026/198
Türk-Alman Üniversitesi Rektörlüğüne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Cemal YILDIZ atanmıştır.
22 Temmuz 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI
Karar: 2026/199
Yalova Üniversitesi Rektörlüğüne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Mehmet BAHÇEKAPILI atanmıştır.
22 Temmuz 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumundan: SİGORTACILIK DESTEK HİZMETLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1- 28/8/2015 tarihli ve 29459 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Destek Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 3 üçüncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.
"a) Kurul: Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,"
"e) Kurum: Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,"
"g) Hasar araştırmacısı: Sigorta sözleşmesi kapsamında ileri sürülen tazminat talebine ilişkin olarak hasarın nedeni ve kapsamının, oluşan zararın niteliği ve miktarının tespiti ile sigorta suistimali bulunup bulunmadığının incelenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri,
ğ) Sigorta aracısı: Sigorta acentesi ve brokerini,”
MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 6ncı maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"(2) Şirketlerin, sigorta acentelerinin, sigorta brokerlerinin ve sigorta eksperlerinin yönetim ve denetiminde bulunanlar ile bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar destek hizmeti kuruluşlarının yönetim kurullarında görev alamaz; imzaya yetkili olarak çalışamaz, bunlara ortak olamaz ve bunlardan ücret karşılığı herhangi bir iş kabul edemez. Şirketlerin veya şirketlerin mensup olduğu grupların hâkim hissedar olduğu destek hizmeti sağlayıcıları, ortaklık hariç, bu hükümden istisnadır.
(3) Bu Yönetmelik kapsamında destek hizmeti sunan gerçek ve tüzel kişiler sigorta aracılığı faaliyetinde bulunamaz; sigorta aracılığı faaliyetinde bulunan gerçek ve tüzel kişiler ise destek hizmeti sunamaz.
(4) Kurum, destek hizmeti sağlayıcısının sorumluluk sigortası yaptırmasını veya başka bir teminat sağlamasını talep edebilir. Sorumluluk sigortası ve teminatlara ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.”
MADDE 3- Aynı Yönetmeliğe 8 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddeler eklenmiştir.
"Hasar yönetim hizmeti ve asistans hizmeti sağlayıcılarına ilişkin çalışma usul ve esasları
MADDE 8/A- (1) 4 üçüncü maddenin birinci fıkrasının;
a) (c) bendi kapsamında hasar ihbarının alınarak şirket sistemi üzerinde hasar dosyası açılması, başvurandan bilgi ve belge talep edilmesi ile hasar talebinin değerlendirilmesi hizmetlerinin tamamını şirkete sağlayanlar,
b) (e) bendi kapsamında, riskin gerçekleşmesi halinde sigortalıya veya hak sahibine acil yardım, yol yardımı, konutta ve işyerinde yardım gibi hizmetleri yedi gün yirmi dört saat esasına göre sunmak üzere şirkete destek hizmeti sağlayanlar,
söz konusu hizmetleri sunabilmek için bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde Kurumdan izin alır.
(2) Bu madde kapsamındaki destek hizmetlerini şirketlere sunmak isteyen sağlayıcılarda aşağıdaki nitelikler aranır:
ç) Faaliyetin yürütüleceği fiziksel mekân, teknik ve idari altyapı ile insan kaynakları bakımından yeterli donanıma sahip olması.
d) Kurucularının;
Kurucu veya ortak olmanın gerektirdiği malî güce ve itibara sahip olması.
Kanunun 3 üçüncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinde belirtilen suçlardan hükümlü giymemiş olması.
Tüzel kişi olması halinde bu tüzel kişinin yönetim ve denetimine sahip bulunanların malî güç dışında kurucularda aranan diğer şartları taşıması.
(3) Kurucuların malî güç ve itibarı, ilgilinin varlıklarına, borç ve yükümlülüklerine, vergi borcu ve sosyal güvenlik borcu bulunup bulunmadığına, son beş yıl içinde kullandığı krediler ve finansman kaynakları dolayısıyla icra takibine uğrayıp uğramadığına ve bu kapsamda Kurum tarafından uygun görülecek diğer hususlara göre değerlendirilir.
(4) Doğrudan veya dolaylı olarak sermayenin ya da oy ve intifa haklarının yüzde on ve daha fazlasına sahip olan veya bu oranların altında olsa dahi destek hizmeti sağlayıcılarının denetim ve yönetimine etkili olabilecek şekilde yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazını veren hisselere sahip olan ortakların, kurucularda aranan nitelikleri taşıması şarttır. Destek hizmeti kuruluşları, bu nitelikleri taşımayan ortaklarını Kuruma bildirir. Kurucularda aranan nitelikleri kaybeden ortaklar temettü dışındaki ortaklık haklarından yararlanamaz. Bu halde diğer ortaklık hakları kayyım tarafından kullanılır.
(5) Doğrudan veya dolaylı olarak destek hizmeti sağlayıcısının sermayesinin yüzde onunu, yüzde otuz üçünü veya yüzde ellisini bulacak ya da aşacak şekildeki hisse edinimleri ile bir ortağa ait hisselerin söz konusu oranları bulması veya bu oranların altına düşmesi sonucunu doğuran hisse devirleri Kurumun iznine tabidir.
(6) Destek hizmeti sağlayıcılarının faaliyetlerini yürütecekleri mekânın asgari fiziki özellikleri, teknik, sistemsel ve idari altyapı ile insan kaynaklarına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenebilir.
(7) Şirketlere bu madde kapsamında hizmet sunmak isteyen sağlayıcılar için asgari özsermaye miktarı iki yüz elli milyon Türk Lirasıdır. Kurum, şirketler ile gerçekleştirilen işin hacmi ve niteliğine göre sermaye tutarını yarısına kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Söz konusu tutar, aksi Kurum tarafından belirlenmedikçe, her takvim yılı başında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi yıllık değişim oranında (bir önceki yılın aynı ayına göre) artırılır. Bu artışın hesabında on bin Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz.
(8) 7 nci madde çerçevesinde oluşturulan Listeye kayıt olmadan bu madde kapsamındaki destek hizmetleri şirketlere sunulamaz. Bu hizmetleri sağlayanların Listeye kayıt öncesinde Kurumdan izin almaları gerekir. Kurumdan izin alan destek hizmeti sağlayıcıları Bilgi Merkezi tarafından ilan edilir.
(9) Kurum, bu maddede belirtilen izin ile ilgili işlemlerin incelenmesi ve onaya hazır hale getirilmesi hususunda ilgili sivil toplum ve meslek kuruluşlarına görev verebilir. İzne ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenebilir.
(10) Bu madde kapsamında izin verilmesine ilişkin şartların bir kısmının veya tamamının sonradan kaybedilmesi halinde, Kurum tarafından üç aydan az olmamak üzere verilecek süre içinde aykırılığın giderilmemesi durumunda, destek hizmeti sağlayıcısının izni Kurum tarafından iptal edilir.
(11) İlgili mevzuat hükümlerine aykırı davrandığı tespit edilen hizmet sağlayıcıların, üç aydan az olmamak kaydıyla verilecek süre içinde durumun düzeltilmemiş olması halinde, faaliyetleri altı aya kadar geçici olarak durdurulabilir. Hizmet sağlayıcısının faaliyete yeniden başlama tarihinden itibaren beş yıl içinde faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına neden olacak herhangi bir aykırılığın tespiti halinde faaliyet izni Kurul tarafından iptal edilir.
Hasar araştırmacılarına ilişkin çalışma usul ve esasları
MADDE 8/B- (1) 4 üçcü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, şirketin hizmet akdi ile çalışanları dışında, hasar araştırmacılığı faaliyetinde bulunulabilmesi Kurumdan izin alınmasına bağlıdır.
(2) Hasar araştırmacısı olarak şirketlere hizmet vermek isteyen gerçek kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır:
a) Türkiye'de yerleşik olması.
b) Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması.
c) Kanunun 3 üçcü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinde belirtilen suçlardan huküm giymemiş olması.
ç) İflas etmemiş ve konkordato ilan etmemiş olması.
d) En az iki yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olması.
e) Sigortacılık sektöründe hasar iş ve işlemlerine ilişkin olarak en az iki yıl çalışmış olması.
f) Sigortacılık Eğitim Merkezi tarafından verilen eğitimi başarıyla tamamlamış olması.
(3) Hasar araştırmacısı olarak şirketlere hizmet vermek isteyen tüzel kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır:
a) Merkezlerinin Türkiye'de bulunması.
b) İflas etmemiş ve konkordato ilan etmemiş olması.
c) Yetkililerinin, gerçek kişi ortaklarının ve tüzel kişi ortaklarının yetkililerinin Kanunun 3 üçcü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinde belirtilen suçlardan huküm giymemiş olması; ayrıca iflas etmemiş ve konkordato ilan etmemiş olması.
ç) Hasar araştırma faaliyetlerinde şirketi imzası ile temsil ve ilzam eden yetkililerinin Kurumdan izin almış gerçek kişi olması.
(4) Bu madde kapsamında izin verilmesine ilişkin şartların bir kısmının veya tamamının sonradan kaybedilmesi halinde, Kurum tarafından üç aydan az olmamak üzere verilecek süre içinde aykırılığın giderilmemesi durumunda, hasar araştırmacısının izni Kurum tarafından iptal edilir.
(5) Hasar araştırmacısı kanaatlerini somut bilgi ve belgeye dayandırır. Gerekli inceleme ve araştırmayı yapmadığı veya kasten taraflı karar verdiği tespit edilen veya ilgili tarafları suçlayıcı tutum ve davranış içinde olan hasar araştırmacısının izni Kurum tarafından iptal edilir.
(6) Kurum, bu maddede belirtilen izin ile ilgili işlemlerin incelenmesi ve onaya hazır hale getirilmesi hususunda ilgili sivil toplum ve meslek kuruluşlarına görev verebilir. İzne ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenebilir.”
MADDE 4- Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Mevcut sağlayıcılar ve hasar araştırmacıları
GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla 8/A maddesi kapsamındaki hizmetleri şirketlere sunmakta olan mevcut sağlayıcılar aynı maddenin ikinci fıkrasının (b) bendine 31/12/2028 tarihine kadar uyum sağlar.
(2) Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla 8/A maddesi kapsamındaki hizmetleri şirketlere sunmakta olan mevcut sağlayıcılar; özsermayelerini aynı maddenin yedinci fıkrasında belirlenen tutarın 31/12/2026 itibarıyla yüzde yirmi beşinden; 31/12/2028 itibarıyla yüzde ellisinden ve 31/12/2030 itibarıyla yüzde yüzünden az olmayacak şekilde artırmak zorundadır.
(3) Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla 8/A maddesi kapsamındaki hizmetleri şirketlere sunmakta olan mevcut sağlayıcılar aynı maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi ve yedinci fıkrası dışındaki hükümlere 31/12/2026 tarihine kadar uyum sağlar.
(4) Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla faaliyette bulunan mevcut hasar araştırmacıları 31/12/2026 tarihine kadar 8/B maddesi hükümlerine uyum sağlar.
(5) Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla faaliyette bulunan mevcut hasar araştırmacıları, şirketlere hizmet sunduklarını Kurumca uygun görülen belgeler ile tevsik etmek kaydıyla yükseköğretim kurumlarından mezun olma şartından muaftır.
(6) 8/A maddesi kapsamındaki hizmetleri sunan mevcut sağlayıcılar ve hasar araştırmacıları bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla son bir yıl içinde şirketlere hizmet sunduklarını Kurumca uygun görülen belgeler ile tevsik etmek zorundadır.
(7) Kurum bu maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen uyum sürelerini altı ay uzatmaya yetkilidir.”
MADDE 5- Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“
MADDE 10-(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.”
MADDE 6- Aynı Yönetmelikte yer alan “Müsteşarlıkça” ibareleri “Kurumca”, “Müsteşarlığa” ibaresi “Kuruma” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 7- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 8- Bu Yönetmelik hükümlerini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden:
DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1- 2/12/2002 tarihli ve 24954 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ana Yönetmeliğinin 108 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlelerinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle ve aynı fıkranın sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Oda organlarına aday olacakların Oda Genel Kurul delegesi olma zorunluluğu bulunmamaktadır."
"Adaylık başvuruları, Genel Kurulun adayların belirlenmesi ve duyurulması gündeminde divana verilecek dilekçe ile yapılacak olup; başvurunun divana sunulması aşamasında genel kurula katılabileceklere ilişkin hükümler uygulanmaz."
MADDE 2- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3- Bu Yönetmelik hükümlerini Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yönetim Kurulu yürütür.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından:
KURUMLARI PERSONELİ GÖREVDE YÜKSELME VE UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1- 12/4/2014 tarihli ve 28970 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “uzman,” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"(3) Unvan değişikliği sınavı sonucunda adayın başarılı sayılması için, görevde yükselme sınavına ilişkin esaslar uygulanır."
MADDE 3- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4- Bu Yönetmelik hükümlerini Yükseköğretim Kurulu Başkanı yürütür.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından:
TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ
MADDE 1- 31/12/2022 tarihli ve 32060 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliğinin 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
“
MADDE 6-(1) ÇED yeterlik belgesi almak isteyen kurum/kuruluş; unvan, adres ve iletişim bilgilerini sistem üzerinden doldurarak başvurur. Başvuru esnasında aşağıdaki belgelerin ilgili resmî kurumlarca onaylanmış örnekleri eklenir. Bakanlık belgeleri elektronik ortamdan alır veya ilgililerden sisteme yüklemesini ister. Başvuruda;
a) Kurum/kuruluşun; çevre konusunda mühendislik, müşavirlik, araştırma, geliştirme, etüt, fizibilite, proje, rapor ve benzeri çalışma konularını belgeleyen kuruluş senedini, ana sözleşmesini, esas sözleşmesini, şirket sözleşmesini veya tüzüğünü içeren Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi,
b) Başvuru tarihi itibarıyla ilgili il müdürlüğünden en fazla 180 gün önce alınmış yer uygunluk yazısı,
c) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında istihdam edilen personelin; mezuniyet belgesi, çevre ile ilgili konularda iş tecrübesini gösterir belge/belgeler, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) veya (b) bentlerinde belirtilen sayıda nihai ÇED raporu/PTD hazırlanmasında görev aldığına dair belge, SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü,
ç) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında istihdam edilen personelin; mezuniyet belgesi, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen tecrübe belgesi ve aynı fıkrada belirtilen sayıda nihai ÇED Raporu hazırlanmasında görev aldığına dair belge, SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü,
d) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında istihdam edilen personelin, mezuniyet belgesi ve SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü,
e) Başvuru bedelinin, Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü hesabına yatırıldığına dair belge,
f) Kurum/kuruluşun ortakları ve yönetim kurulu üyelerinin her birinin ve 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında görevlendirilecek tüm personelin lisans diploması esas olmak kaydıyla;
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı ilgili meslek odalarından alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesi,
(1) numaralı alt bentte istenilen belgenin meslek odasının ilgili mevzuatı gereği alınamadığının belgelendirilmesi halinde oda sicil kaydı,
istenir.
(2) Kamu kurum ve kuruluşundan başvuru sırasında birinci fikranın (c), (ç), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen belgeler istenir. Bakanlık belgeleri elektronik ortamdan alır veya ilgililerden sisteme yüklenmesini ister. Kamu kurum ve kuruluşunda çalışan personelden SGK sigortalı işe giriş bildirgesi ile birinci fikranın (f) bendinde belirtilen belgeler istenmez. Kamu kurum ve kuruluşundan bu madde kapsamında istenen belgelerde kurum onayı yeterlidir.
(3) 5 inci madde kapsamında istihdam edilen personelin, Ticaret Sicil Gazetesinde adı geçen şirket ortaklarının, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında yönetim organı olarak belirtilen şahıslar ile temsile yetkili kılınan şahısların kamu görevinden çıkarılmamış olması gerekir.”
MADDE 2- Aynı Tebliğin geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fikra eklenmiştir.
“(5) Bu fikranın yürürlüğe girdiği tarihten önce ÇED yeterlik belgesi alarak faaliyet gösteren kurum/kuruluş, bu fikrayı ihdas eden Tebliğ ile yeniden düzenlenen 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (f) bendindeki şartları bu fikranın yayımı tarihinden itibaren doksan gün içerişinde sağlamakla yükümlüdür.”
MADDE 3- Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4- Bu Tebliğ hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütür.
YARGI BÖLÜMÜ
YARGITAY KARARLARI
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLÂMI
| Esas No | : 2026/2849 |
| Karar No | : 2026/2450 |
| MAHKEMESİ | : Edremit 4. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi |
| TARİHİ | : 27.03.2024 |
| SAYISI | : 2023/161 E., 2024/71 K. |
| DAVACI | : Ayşegül Çakırer vekili Avukat Burak Akpınar |
| DAVALILAR | : 1-Hattuşa Sağlık Termal Turizm İnş. San. ve Tic. A.Ş. 2-Hattuşa Vacation Thermal Clup Turizm Otelcilik San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat Hikmet Cem Kaptan |
| DAVA TARİHİ | : 03.11.2023 |
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalılar arasında 26.07.2023 tarihinde devre tatil üyelik sözleşmesi imzalandığını,birbirde gerekçe müvekkilinin aynı gün peşin olarak davalılara 15.000,00 TL ödemede bulunduğunu, müvekkilinin 31.07.2023 tarihinde kanuni hakkını kullanarak noter ihtarnamesi ile sözleşmede yer alan satıcıların adresine (sözleşmede belirtilen şekilde) cayma hakkını kullandığını bildirdiğini, buna rağmen bugüne kadar müvekkile herhangi bir cevap verilmediğini, ödemenin iadesinin gerçekleştirilmediğini, müvekkilinin başlattığı icra takibine ise davalı tarafların haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamını, borçluların icra inkar tazminâtına mahkûm edilmesini, 26.07.2023 tarihli devre tatil üyelik sözleşmesinden cayma hakkının yasa ve yönetmeliklere uygun olarak kullanılmış olduğunun tespiti ile devre tatil sözleşmesinin feshini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkil şirketin 6502 sayılı Kanunda belirtilen 90 günlük süre içerisinde ödeme iadesi yapmasını beklemeksizin 22.08.2023 tarihinde müvekkil aleyhine Edremit İcra Dairesinin 2023/5721 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, müvekkil şirketin 29.09.2023 tarihinde bu ödeme emrine itiraz ettiklerini, 07.11.2023 tarihinde de davacının ödemiş olduğu bedeli kredi kartına iade edildiğini, bu iadeye ilişkin banka dekontları ekte sunulduğunu savunarak davanın reddine ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından başlatılan Edremit İcra Müdürlüğünün 2023/5721 E. sayılı dosyasının cayma ihtarından sonra 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun 50/9 maddesinde ve ilgili Yönetmelikteki 90 günlük süre beklenilmeden açıldığının sabit olduğu, takip tarihinde borcun muaccel olmadığı, takip tarihinde borç muaccel değilse davanın reddi gerekeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı'nca; Mahkemece, somut uyuşmazlık konusubirleşme tarihinde yürürlükte olan 6502 sayılı Kanunun 50. maddesine 7392 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeler dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
Uyuşmazlık, devre tatil sözleşmesinin imzalanması sırasında ödenen bedelin süresinde sözleşmeden cayma hakkının kullanılması nedeniyle derhal iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olan 6502 sayılı Kanunun 50/6 maddesinde cayma hakkı düzenlenmekle birlikte cayma hakkı süresi içinde tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme alınamayacağı yer almıştır. Söz konusu düzenleme "Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. (Ek cümleler:24/3/2022-7392/8 md.) Bu yasağa rağmen, tüketiciden herhangi bir bedel alınması durumunda alınan bedel tüketiciye derhâl iade edilir. Ayrıca tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge tüketici yönünden geçersizdir. Devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri ve bu sözleşmelerle birlikte düzenlenmiş olan yeniden satım, değişim ve ilgili diğer tüm sözleşmeler cayma hakkının kullanılması ile birlikte kendiliğinden sona erer." şeklindedir. Yine aynı Kanunun 50/9. fikrasında da "Devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, devre tatil sözleşmeleri en fazla on yıl için kurulur." düzenlenmesi yer almaktadır.
Yasal mevzuat değerlendirildiğinde; tüketicinin devre tatil sözleşmesi için 14 günlük cayma hakkının olduğu, ancak cayma hakkı süresi içinde tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme alınması veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belgenin verilmesinin istenemeyeceği, bu yasağa rağmen tüketiciden herhangi bir bedel alınması durumunda alınan bedelin tüketiciye derhâl iade edileceği ve ayrıca tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin tüketici yönünden geçersiz olacağı, devre tatil sözleşmelerinin en fazla 10 yıl için kurulacağı emredici şekilde düzenlenmiştir. Emredici yasal düzenlemelere aykırı şekilde yapılan devre tatil sözleşmeleri ise geçersiz olacaktır (Emsal: Dairemizin 08.09.2025 tarihli ve 2025/260 E., 2025/3882 K. sayılı ilamı).
Emredici yasal düzenlemelere aykırı şekilde yapılan devre tatil sözleşmeleri geçersizdir. Dava dosyasının incelenmesinde 26.07.2023 devre tatil sözleşmesinin imzalandığı, aynı tarihte 15.000,00 TL ödeme alındığı, davacı tarafından 31.07.2023 tarihli noter kanalıyla davalılara gönderilen sözleşmeden cayma ihtarının davalılara 04.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, 15.000,00 TL'nin iadesi için 22.08.2023 tarihinde takip başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine davanın 03.11.2023 tarihinde açıldığı ve davalı tarafından ise bedel iadesinin 07.11.2023 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
O hâlde Mahkemece,somut uyuşmazlık konusubirleşme tarihinde yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 50. maddesine 7392 sayılı Kanunla getirilen "... (2) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre tatil sözleşmeleri ile sağlanan hakkın şahsi veya ayni bir hak olması ya da devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması bu maddenin uygulanmasını engellemez. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun sekizinci bölümü hükümleri kapsamında kurulan devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulamaz. Kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya
vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınamaz. Devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanlar devre tatil satışı yapamaz.
...
(6) Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. (Ek cümleler:24/3/2022-7392/8 md.) Bu yasağa rağmen, tüketiciden herhangi bir bedel alınması durumunda alınan bedel tüketiciye derhâl iade edilir. Ayrıca tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge tüketici yönünden geçersizdir. Devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri ve bu sözleşmelerle birlikte düzenlenmiş olan yeniden satım, değişim ve ilgili diğer tüm sözleşmeler cayma hakkının kullanılması ile birlikte kendiliğinden sona erer.
...
(8) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre mülk hakkı veren sözleşmeler de dâhil olmak üzere tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulamaz.
(9) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, devre tatil sözleşmeleri en fazla on yıl için kurulur.
(10) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Tüketici, şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatilin başlayacağı tarihten en az doksan gün önce sağlayıcıya bildirirse, o dönem için tüketiciden herhangi bir isim altında bedel talep edilemez." şeklinde yer alan düzenlemeler dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup Adalet Bakanlığının bu yöne ilişkin kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının HMK'nın 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere HMK'nın 362/2 hükmü gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
YARGITAY İLÂMI
| Esas No | : 2026/3959 |
| Karar No | : 2026/3358 |
MAHKEMESİ : Bursa 3. Tüketici Mahkemesi TARİHİ : 29.03.2024 SAYISI : 2023/525 E., 2024/134 K. DAVACI : Furkan Muratoğulları vekili Avukat Özkan Esenboğa DAVALI : Sahibinden Bilgi Teknolojileri Pazarlama ve Tic. A.Ş. vekili Avukat Ali Aydın DAVA TARİHİ : 22.06.2022
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 16 ANT 779 plakalı aracını satmak için sahibinden.com sitesine ilan verdiğini, bu siteye ilan vermenin ücretsiz olduğunu, ancak sitede ilanın daha çok görüntülenmesini sağlayan dopingler bulunduğunu, bu dopingleri satın alarak ilanın daha çok görüntülenmesini ve daha çok alıcıya ulaşmasını sağlayabildiklerini, müvekkilinin de ilanının daha çabuk satılmasını istediği için sahibinden.com sitesine 199,00 TL ödeyerek 1 haftalık "acil acil" dopingini 26.04.2022 tarihinde satın alındığını, müvekkilinin bu dopingi satın aldıktan yaklaşık 1 saat sonra ilanın fiyatının düşürmek için kısa bir süreliğine ilanı yayından kaldırdığını, müvekkilinin ilanın fiyatını bir miktar düşürdükten sonra yaklaşık 5-10 dakika içerisinde tekrardan ilanı yayına aldığını, ancak yayınlanan ilanda satın alınan dopingin gözükmediğini fark ettiğini, yayından kaldırılan ilanlarda dopinglerin etkisiz hale geleceğine ve tekrar yayına alınsa dahi dopinglerin aktif hale getirilmeyeceğine ilişkin ne sözleşmede ne de sahibinden.com sitesinde bir madde bulunmadığını, müvekkilinin 1 hafta boyunca geçerli olması gereken hizmeti sadece 1 saat kullanabildiğini, ilanın 1 haftadan uzun süre yayında kaldığını, ancak parası ödenen hizmetin müvekkiline kullanırılmadığını, bu konuda Tüketici Hakem Heyetine başvurduğunu, ancak talebinin reddedildiğini belirterek, Yıldırım İlçe Tüketici Hakem Heyetinin 15.06.2022 tarihli ve 052620220001616 karar numaralı kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının kendi isteği ile ilanı yayından kaldırdığını, ilan fiyatını düzenleyerek
tekrar yayına alma imkanı sunmuş olmasına rağmen davacının kullanmadığını, doping hizmeti tanımlanan ilanın yayından kaldırılması halinde dopingin de yayından kaldırılacağının onayladığı hesap sözleşmesinde açıkça yazdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 2022/250 E. ve 2022/540 K. sayılı kararı ile, davacı vekilinin itirazının reddi ile Hakem Heyetinin görevsizliğine görev yerinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olarak düzeltilmesine karar verildiği, dosyanın gönderildiği Bursa 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/144 E. ve 2023/240 K. sayılı kararı ile, görevsizlik kararı verildiği ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2023/2616 E. ve 2023/2675 K. sayılı karar ilamı ile, Bursa 3. Tüketici Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 4. Hukuk Dairesinin 2023/2616 E. ve 2023/2676 K. sayılı ilamı ile "O halde, TSHH'ye intikal ettirilen uyuşmazlığın türü ne olursa olsun bu merci tarafından verilecek bütün kararlara karşı itiraz merci (münhasıran) tüketici mahkemesidir. Kaldı ki, tüketici hukuk kapsamında olmayıp da genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlık hakkında her nasılsa tüketici sorunları hakem heyetine başvurulmuş ve buradan işin esası hakkında bir karar alınmışsa dahi itiraz merci, yine (münhasıran) Tüketici Mahkemesidir. Tüketici sorunları hakem heyetine intikal ettirilen uyuşmazlığın türü ne olursa olsun bu merci tarafından verilecek bütün kararlara karşı itiraz (iptal) merci (münhasıran) Tüketici Mahkemesidir." şeklinde belirtildiği, hakem heyetince verilen görevsizlik kararının yerinde olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın hakem heyeti görevi içerisinde kaldığı, hakem heyetince uyuşmazlığın esastan değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Hakem Heyeti Kararının iptali ile davacı tüketicinin Hakem Heyetine tekrar başvurabileceğinin muhtariyetine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı'nca; Mahkemece, somut uyuşmazlığın çözümünde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinde öngörülen usul kapsamında tüketici hakem heyetlerinin görevli olduğu kabul edildiği halde işin esası hakkında yapılacak inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gibi kendisini vekille temsil etiren davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
Uyuşmazlık, somut uyuşmazlığın çözümünde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinde öngörülen usul kapsamında Tüketici Hakem Heyetlerinin görevli olduğu kabul edilmesi halinde Mahkemece işin esası hakkında karar verilip verilmeyeceği ve kendisini vekille temsil etiren davacı yararına vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Aynı Kanunun 68/1. maddesinde tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı kalmak kaydıyla; değeri otuz bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru zorunlu olduğu, 70/3. maddesinde tarafların tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Tüketici Hakem Heyetinin veya tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki Tüketici Mahkemesine itiraz edebilecekleri, 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketicisi yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir.
6502 sayılı Kanunun "Karar ve Karara İtiraz" başlıklı 70/4. maddesinde "İtiraz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı itirazın kabul edilmesi gerektiği veya kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılamayı gerektirmediği takdirde Tüketici Mahkemesi evrak üzerinde, kararı değiştirerek veya düzelterek onama kararı verebilir. Tarafların kimliklerine, ticari unvanlarına ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hükümet uygulanır. Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek veya düzeltilerek onanır." hükmü düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; Mahkemece dava konusu olaya ilişkin inceleme yapılmak üzere dosyanın Tüketici Hakem Heyetine gönderildiği anlaşılmaktadır. Ancak somut uyuşmazlığın çözümünde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinde öngörülen usul kapsamında Tüketici Hakem Heyetlerinin görevli olduğu kabul edildiği halde 6502 sayılı Kanunun 70/4. maddesi gereğince Mahkemece işin esası hakkında yapılacak inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken (Dairemizin 11.05.2023 tarihli ve 2023/2056 E., 2023/1422 K. ve 06.11.2023 tarihli ve 2023/1366 E., 2023/3075 K. sayılı emsal kanun yararına bozma ilâmları) yazılı şekilde hükümet tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan Adalet Bakanlığı'nın bu yöne ilişkin kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerekmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; davanın kabulüne karar verilmesine rağmen kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece, kendisini vekille temsil etiren davacı yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup Adalet Bakanlığı'nın bu yöne ilişkin kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerekmiştir.
Adalet Bakanlığı'nın HMK'nın 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz istemlerinin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere HMK'nın 362/2 hükmü gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.