Danıştay İkinci Daire Başkanlığından:
Esas No : 2026/1583
Karar No : 2026/1979
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN : Danıştay Başsavcılığı - ANKARA
DAVACI : Fikret Salmaner
VEKİLİ : Av. Şengül Uyar [16498-94984-01278] UETS
DAVALILAR : Emniyet Genel Müdürlüğü
[35402-82045-91599] UETS
VEKİLİ : Av. Ferhat Gözükara
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava; Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığında 2. meslek dereceli 1. sınıf emniyet müdürü rütbesinde görev yapmakta iken kadrosuzluk nedeniyle re'sen emekliye sevk edilen davacı tarafından, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin 25. fıkrası kapsamında, bir üst rütbe olan 1. meslek dereceli 1. sınıf emniyet müdürü kadrosundaki emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlardan yararlandırılmaksızın, 2. meslek dereceli 1. sınıf emniyet müdürü rütbesinin özlük hakları ile emekliliğe sevk edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun 25/05/2018 günlü, 2018/1 sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 3. İdare Mahkemesince verilen 18/11/2019 günlü, E:2018/1765, K:2019/2292 sayılı kararla; dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; davalı idarece, bulunduğu rütbede azami bekleme süresini dolduran, bir üst rütbeye terfi etmek için belirlenen diğer şartları taşımakla birlikte belirlenen rütbedeki kadrosuzluk nedeniyle terfi edemeyen davacının bir üst rütbeye terfi eden emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlardan yararlandırılarak emekli edilmesi gerektiği, bu durumda, liyakat yönünden 1. meslek dereceli 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi etmesine engel bir durum bulunmayan, ancak kadrosuzluk nedeniyle 2. meslek dereceli 1. sınıf emniyet müdürü rütbesinin hakları ile emekli edilen davacının, 1. meslek dereceli 1. sınıf emniyet müdürü rütbesinin hakları ile emekliliğe sevk edilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olan idarenin, hukuka aykırılığı saptanan işlemi nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarını dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödemesi gerektiği gerekçesiyle işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı tarihden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine hükmedilmiştir.
Kanun Yararına Temyiz Edilen Kararın Özeti: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 14/10/2020 günlü, E:2020/618, K:2020/1761 sayılı kararla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI : Cevdet Erkan
DÜŞÜNCESİ : Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığında 1. sınıf emniyet müdürü (2. meslek derecesi) rütbesinde görev yapmakta iken re'sen emekliye sevk edilen davacı tarafından; bir üst rütbedeki (1. sınıf 1. meslek derecesi) emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlardan yararlandırılmaksızın, 2. meslek
derecesinin özlük hakları ile emekliye sevk edilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun 25/05/2018 tarihli ve 2018/1 sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada Ankara 3. İdare Mahkemesinin 18/11/2019 tarihli ve E:2018/1765, K:2019/2292 sayılı kararıyla; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun "Terfi ve atama" başlıklı 55. maddesinin 17. fıkrasında "Bir üst rütbeye terfi etmek için belirlenen diğer şartları taşımakla birlikte, belirlenen rütbedeki kadrosuzluk nedeniyle terfi edemeyen personele bir üst rütbeye terfi eden emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlar ödenir." hükmünün, aynı maddenin 19. fıkrasında ise "Bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen Emniyet Amirleri ile Dördüncü, Üçüncü ve İkinci Sınıf Emniyet Müdürleri, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olmaları kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve Bakan onayı ile emekliye sevk edilirler." hükmünün yer aldığı, Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinde, polis amirlerinin rütbelere terfilerinin, Yönetmeliğin 12. maddesindeki şartları taşımak kaydıyla liyakate göre yapılacağı, 39. maddesinde, bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen emniyet amirleri ve emniyet müdürlerinin, emeklilik ve yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olmaları kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve Bakan onayı ile emekliye sevk edilecekleri kurallarına yer verildiği, dava dosyasının incelenmesinden, davacının 30/06/2012 tarihinden geçerli olmak üzere 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirildiği, bu rütbede 2. meslek derecesiyle görev yapmakta iken 2018 yılı içerisinde kıdem tarihi itibariyle 6 yılını dolduracağinden 1. sınıf 2. derece emniyet müdürü kadro haklarıyla Yüksek Değerlendirme Kurulu kararıyla bir üst rütbedeki kadrosuzluk nedeniyle resen emekliye sevkedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, uyuşmazlıkta, anılan mevzuat hükümleri ile dava dosayısındaki bilgi ve belgelerin bir arada değerlendirilmesinden, bulunduğu rütbede azami bekleme süresini dolduran, bir üst rütbeye terfi etmek için belirlenen diğer şartları taşımakla birlikte, belirlenen rütbedeki kadrosuzluk nedeniyle terfi edemeyen davacının bir üst rütbeye terfi eden emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlardan yararlandırılarak emekli edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, bu durumda liyakat yönünden 1. sınıf 1. meslek dereceli emniyet müdürlüğüne terfi etmesine engel bir durum bulunmayan ve ancak kadrosuzluk nedeniyle 1. sınıf 2. meslek dereceli emniyet müdürlüğü hakları ile emekli edilen davacının 1. sınıf 1. meslek dereceli emniyet müdürlüğü hakları ile emekli ettirilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı, hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 13/08/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödemesi gerektiği gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 13/08/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ** ödenmesine** hükmedilmiş olup; bu kararın davalı idare tarafından istinaf yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 14/10/2020 tarih ve E:2020/618, K:2020/1761 sayılı kararıyla, istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 14/10/2020 tarihli ve E:2020/618, K:2020/1761 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemiyle Başsavcılıkımızı bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz" başlıklı 51. maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan
kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını kaldırmaz.
Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.
Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi bir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi hâllerinde kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır.
6545 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde Danıştayın temyizen karara bağladığı iş yükünün azaltılarak Danıştay'ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmiş; madde gerekçelerine ilişkin 16. maddesinde, "Maddeyle, idari yargıda istinaf kanun yolunun kabul edilmesinin zorunlu sonucu olarak kanun yararına temyiz kurumunda değişiklik yapılmaktadır. Buna göre idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar aleyhine kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecektir." açıklamasına yer verilmiştir. (Başbakanlık Kanunlar Genel Müdürlüğü'nün 12/05/2014 tarihli ve Sayı:31853594-101-900-2165 sayılı, anılan Kanun tasarısına ilişkin gerekçeye ilişkin yazısı; TBMM, 1908'den Günümüze Tutanaklar, Yasama Dönemi 24, Yasama Yılı 4, Sıra Sayısı 592, s.11,16)
2577 sayılı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar ile bölge idare mahkemelerinin 46'ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla temyiz edilebilecek kararların gösterildiği Idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde yer almayan konularda bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararların kesin olduğu açıklıktır.
2577 sayılı Kanun'un 51/1. maddesinde yer verilen "idare ve vergi mahkemeleri ile bölg'e idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar" ifadesi ile, idare ve vergi mahkemelerince verildiği anda kesin olan kararlar ile bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemelerinin istinaf yolu açık kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinde gösterilmeyen konularda istinaf incelemesi sonucunda verdikleri kesin (temyiz yolu kapalı) kararları; "istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlar" ifadesi ile de, ilk derece idare ve vergi mahkemelerince verilip istinaf kanun yolu açık olduğu halde taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşen kararlar ile istinaf incelemesinden sonra temyiz kanun yolu açık olduğu halde taraflarca süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan bölge idare mahkemesi kararlarının anlaşılması gerekmektedir.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince verilen
nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.
"Kanun yararına bozma üzerine, kararı veren mahkemece davaya yeniden bakılmaz, Mahkemenin bozmaya uygun yeni bir karar vermesi gerekmez. Çünkü kanun yararına bozma kararının daha önce kesinleşmiş olan hükmün hukukî sonuçlarını ve dolayısıyla tarafların hukukî durumunu etkileyen bir sonucu yoktur. Bozmanın amacı, benzeri davalarda mahkemelerin aynı hukukî yanlışlığı yapmalarını önlemek ve usûl ve esasa ilişkin hukuk kurallarının belli bir doğrultuda uygulanmasını sağlamaktan ibarettir. Bu nedenle, kanun yararına bozulmuş da olsa, kesinleşmiş karar hükmünü yürücektir. Kanun yararına bozma kararının Resmî Gazetede yayımlanması ile, uygulanan hukuk kuralının Ülkenin her yanında aynı şekilde anlaşılması sağlama amacı güdülmüştür." (YENİCE Kâzım, ESİN Yüksel, Açıklamalı Içtihatlı Notlu İdarî Yargılama Usûlü, 1983, s. 735, 736)
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun "Terfi ve atama" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında; "Polis amirleri, rütbe sırası ile Komiser Yardımcısı, Komiser, Başkomiser, Emniyet Amiri, Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü, Üçüncü Sınıf Emniyet Müdürü, İkinci Sınıf Emniyet Müdürü, Birinci Sınıf Emniyet Müdürü ve Sınıf Üstü Emniyet Müdürüdür. Polis amirlerinin, rütbelerde ve meslek derecelerinde zorunlu en az bekleme süreleri rütbe sırası ile aşağıda gösterilmiştir......" hükmü, 11. fıkrasında; "Kurullarda personelin rütbe terfiinin görüşülebilmesi için; a) Bulunulan rütbelerdeki en az bekleme sürelerinin tamamlanması, b) Bekleme süresi içindeki yıl sayısı kadar iyi veya çok iyi performans değerlendirme puanının alınması, c) Yönetmeliğe uygun olarak yapılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olunması, d) Polis Akademisi Başkanlığınca düzenlenecek yöneticilikle ilgili hizmet içi eğitimde başarılı olunması, şarttır." hükmü, 17. fıkrasında; "Bir üst rütbeye terfi etmek için belirlenen diğer şartları taşımakla birlikte, belirlenen rütbedeki kadrosuzluk nedeniyle terfi edemeyen personele bir üst rütbeye terfi eden emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlar ödenir." hükmü, 20. fıkrasında; "Birinci Sınıf Emniyet Müdürlerinin bulundukları rütbedeki en fazla bekleme süresi altı yıldır. Bu süre sonunda bir üst rütbeye veya meslek derecesindeki göreve atanamayanlar, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olmaları kaydıyla, kadrosuzluk nedeniyle Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve Bakan onayı ile emekliye sevk edilirler. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Özel Güvenlik Denetleme Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İl Emniyet Müdürü, Emniyet Müşaviri, Polis Moral Eğitim Merkezi Müdürü, Akademi Başkan Yardımcısı, Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürü, Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Grup Amiri, Polis Başmüfettişi, Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü, Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü ve Polis Eğitim Merkezi Müdürü olarak fiilen görev yapanlardan, hizmet gerekleri nedeniyle kadrosuzluktan emekliye sevk edilmesi uygun görülmeyenler hizmete devam ettirilirler. Bu şekilde göreve devamı uygun görülenlerin durumu, iki yılda bir Yüksek Değerlendirme Kurulu tarafından ayrıca karara bağlanır." hükmü, 21. fıkrasında "On dokuzuncu ve yirminci fikra hükümlerine göre emekliliğe sevk edilenlere, emekliye sevk edildikleri tarihi takip eden ay başından itibaren, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil); Emniyet Amirlerine %110'u, Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürlerine %120'si, Üçüncü Sınıf Emniyet Müdürlerine %130'u, İkinci Sınıf Emniyet Müdürlerine %140'ı, Birinci Sınıf Emniyet Müdürlerine %150'si oranında kadrosuzluk tazminatı, rütbelerinin ve makamının yaş haddinden az olmamak üzere altmış yaşına kadar olan sürede Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenir. Verilecek emekli aylığı ve kadrosuzluk tazminatı toplamı, Genel Müdürlükte aynı kadrodaki emsaline kadrosuna bağlı olarak mali haklar kapsamında yapılan toplam ödemeyi geçemez. Bu tazminat,
vergiye tabi değildir ve yaş haddinden önce ölenlerin varislerine intikal etmez. Kadrosuzluk tazminatı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına üçer aylık devreler hâlinde faturası karşılığında Hazineden tahsil edilir." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığına 1.sınıf emniyet müdürü rütbesinde ve 2. meslek derecesi karşılığında görev yapmaktayken, Yüksek Değerlendirme Kurulunun 25/05/2018 tarihli ve 2018/1 nolu kararı ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiği, 1. sınıf emniyet müdürü 1. meslek derecesinde bulunan emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlar ödenmeden emekliye sevk edilmesinin mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; yukarıda yer verilen 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin 20. fıkrası hükmü uyarınca 1. sınıf emniyet müdürülerinin bulundukları rütbedeki en fazla bekleme süresinin altı yıl olduğu, altı yıllık bekleme süresi 30/06/2018 tarihinde dolacak olan davacının 25/05/2018 tarihli Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiği, 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin 17. fıkrasında yer verilen "belirlenen rütbedeki kadrosuzluk nedeniyle terfi edemeyen personele bir üst rütbeye terfi eden emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatların ödeneceğine" ilişkin düzenlemenin kadrosuzluk nedeniyle terfi edemeyip göreve devam edecekler için uygulanabileceği, davacının ise görevine devam etmeyip emekliye sevk edilmiş olduğundan bu maddenin kapsamına girmediği dikkate alındığında; davacının 1. sınıf emniyet müdürü 1. meslek derecesi emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlar ödenmeden emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 14/10/2020 tarihli ve E:2020/618, K:2020/1761 sayılı sayılı kararı niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiğinden, kanun yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca talep olunur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : Murat İnci
DÜŞÜNCESİ : Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Dava dosyasının incelenmesinden; Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığına 2. meslek dereceli 1. sınıf emniyet müdürü rütbesinde görev yapan davacının, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin 25. fıkrası kapsamında, bir üst rütbe olan 1. meslek dereceli 1. sınıf emniyet müdürü kadrosundaki emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlardan yararlandırılmaksızın, kadrosuzluk nedeniyle re'sen emekliliğe sevk edildiği anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bu bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 55. maddesinin 1. fıkrasında, "Polis amirleri, rütbe sırası ile Komiser Yardımcısı, Komiser, Başkomiser, Emniyet Amiri, Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü, Üçüncü Sınıf Emniyet Müdürü, İkinci Sınıf Emniyet Müdürü, Birinci Sınıf Emniyet Müdürü ve Sınıf Üstü Emniyet Müdürüdür."; 2. fıkrasında, "Polis amirlerinin, rütbelerde ve meslek derecelerinde zorunlu en az bekleme süreleri rütbe sırası ile aşağıda gösterilmiştir." denildikten sonra, birinci sınıf emniyet müdürlerini iki ayrı kategoriye ayırarak 2. meslek derecesindeki birinci sınıf emniyet müdürlerinin en az bekleme süresi 2 yıl, 1. meslek derecesindeki birinci sınıf emniyet müdürlerinin en az bekleme süresi yaş haddi olarak belirlenmiştir.
Ayrıca, anılan Kanun'un 55. maddesinin 17. fıkrasında, "Bir üst rütbeye terfi etmek için belirlenen diğer şartları taşımakla birlikte, belirlenen rütbedeki kadrosuzluk nedeniyle terfi edemeyen personele bir üst rütbeye terfi eden emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlar ödenir." kuralına; aynı maddenin dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle 19. fıkrasında, "Bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen Emniyet Amirleri ile Dördüncü, Üçüncü ve İkinci Sınıf Emniyet Müdürleri, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olmaları kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve Bakan onayı ile emekliye sevk edilirler." düzenlemesine; 20. fıkrasında, "Birinci Sınıf Emniyet Müdürlerinin bulundukları rütbedeki en fazla bekleme süresi altı yıldır. Bu süre sonunda bir üst rütbeye veya meslek derecesindeki göreve atanamayanlar, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olmaları kaydıyla, kadrosuzluk nedeniyle Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve Bakan onayı ile emekliye sevk edilirler. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Başkan, Birinci Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İl Emniyet Müdürü, Emniyet Müşaviri, Polis Moral Eğitim Merkezi Müdürü, Akademi Başkan Yardımcısı, Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürü, Başkan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Grup Amiri, Polis Başmüfettişi, Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü, Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü ve Polis Eğitim Merkezi Müdürü olarak fiilen görev yapanlardan, hizmet ihtiyacı nedeniyle kadrosuzluktan emekliye sevk edilmesi uygun görülmeyenler hizmete devam ettirilirler. Bu şekilde göreve devamı uygun görülenlerin durumu, iki yılda bir Yüksek Değerlendirme Kurulu tarafından ayrıca karara bağlanır." düzenlemesine, 21. fıkrasında da; "On dokuzuncu ve yirminci fıkra hükümlerine göre emekliliğe sevk edilenler ile hizmet ihtiyacı nedeniyle göreve devam ettirilenlerden kendi isteği üzerine emekliye ayrılmak isteyenlere, emekliye sevk edildikleri tarihi takip eden ay başından itibaren, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil); Emniyet Amirlerine %110'u, Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürlerine %120'si, Üçüncü Sınıf Emniyet Müdürlerine %130'u, İkinci Sınıf Emniyet Müdürlerine %140'ı, Birinci Sınıf Emniyet Müdürlerine %150'si oranında kadrosuzluk tazminatı, rütbelerinin ve makamının yaş haddinden az olmamak üzere altmış yaşına kadar olan sürede Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenir. Verilecek emekli aylığı ve kadrosuzluk tazminatı toplamı,
Genel Müdürlükte aynı kadrodaki emsaline kadrosuna bağlı olarak mali haklar kapsamında yapılan toplam ödemeyi geçemez. Bu tazminat, vergiye tabi değildir ve yaş haddinden önce ölenlerin varislerine intikal etmez. Kadrosuzluk tazminatı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına upper aylık devreler hâlinde faturası karşılığında Hazineden tahsil edilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda hükümlerine yer verilen yasal düzenlemelerin değerlendirilmesinden; 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin 17. fıkrasındaki düzenlemenin, bir üst rütbeye terfi etmek için gerekli diğer şartları taşımakla birlikte, kadrosuzluk sebebiyle terfi edemeyen personele ilişkin olduğu, düzenlemeyle fiilen görevine devam eden ancak kadrosuzluk nedeniyle bir üst rütbeye terfi edemeyen personelin, en azından parasal haklar bakımından terfi eden emsallerine sağlanan imkanlardan yararlandırılmalarının amaçlandığı; düzenlemenin, rütbe bekleme süresi veya kadrosuzluk nedeniyle terfi edilememesi hallerinde re'sen emekliliğe sevk edilme durumuyla ilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, rütbe bekleme süresi veya kadrosuzluk nedeniyle, Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ve Bakan onayı ile emekliliğe sevk edilenlere, 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin 21. fıkrasındaki düzenlemeyle kadrosuzluk tazminatı ödenmesi öngörülerek, bu durumdaki personel için de benzeri uygulama getirilmiştir.
Bu durumda; rütbe bekleme süresi veya kadrosuzluk nedeniyle re'sen emekliliğe sevk edilen personele, 55. maddenin 17. fıkrasında öngörülen ve görevine devam eden personele ilişkin bir üst sınıfın ek gösterge, zam ve tazminatlarının ödenmesine hukuken imkan bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık; dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı tarihden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan KANUN YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
Yukarıda özetlenen gerekçeyle, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 14/10/2020 günlü, E:2020/618, K:2020/1761 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Kararın birer örneğinin Danıştay Başsavcılığına, Emniyet Genel Müdürlüğüne ve davacıya gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 22/04/2026 tarihinde oyunlığıyle karar verildi.