Esas No : 2026/717
Karar No : 2026/1980
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN : Danıştay Başsavcılığı - ANKARA
DAVACI : Ahmet Güvenç
VEKİLİ : Av. Yasin Çetin [15394-93785-15440] UETS
DAVALILAR : 1- İçişleri Bakanlığı [35756-86578-59710] UETS 2- Jandarma Genel Komutanlığı [35704-34075-28851] UETS
VEKİLİ : Av. Betül Örnek
Dava Konusu İstem: İstanbul İl Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma uzman çavuş olarak görev yapan davacı; "Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara ve benzeri kötü alışkanlıklara düşkün olmak" fiilini işlediğinden bahisle 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(çç) maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 10/05/2023 Bakan onayı tarihli, İstanbul Valiliği İl Jandarma Disiplin Kurulunun 08/09/2022 günlü, 2022/62 sayılı kararının uygun bulunmasına ilişkin 23/12/2022 günlü, 2022/445 sayılı Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Van 2. İdare Mahkemesince verilen 30/09/2024 günlü, E:2023/3144, K:2024/1691 sayılı kararla; 7068 sayılı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesi uyarınca disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmesi gerektiği, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına neden olan eyleminin 26/01/2021 tarihinde gerçekleştiği, disiplin cezasının ise 10/05/2023 tarihli Bakan Oluru ile verildiği, davacının, hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde iki yıllık zaman aşımı süresi geçirildikten sonra meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline hükmedilmiştir.
Kanun Yararına Temyiz Edilen Kararın Özeti: Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince verilen 15/05/2025 günlü, E:2024/1384, K:2025/787 sayılı kararla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI : Cevdet Erkan
DÜŞÜNCESİ : Davacının, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı emrinde J. Uzm. Çvş. olarak görev yapmakta iken, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(çç) maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 10/05/2023 Bakan onayı tarihli, İstanbul Valiliği İl Jandarma Disiplin Kurulunun 08/09/2022 tarihli, 2022/62 sayılı kararının uygun bulunmasına yönelik Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 23/12/2022 tarihli, 2022/445 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline dair Van 2. İdare Mahkemesinin 30/09/2024 tarihli, E:2023/3144, K:2024/1691 sayılı kararının, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince verilen 15/05/2025 tarihli ve E:2024/1384, K:2025/787 sayılı karar ile davalı idarelerden Jandarma Genel Komutanlığının temyiz isteminin süreçimi nedeniyle reddi yolunda Danıştay İkinci Dairesinin 15/09/2025 tarihli ve E:2025/3294, K:2025/3582 sayılı kararının, kanun
yararına temyiz edilmesi talebiyle Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz" başlıklı 51. maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.
Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.
Kanuni süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi bir usuli sebeple kanun yolu incelemesine tabi tutulmadan kararın kesinleşmesi hallerinde kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usulü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır.
6545 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde Danıştayın temyizen karara bağladığı iş yükünün azaltılarak Danıştay'ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmiş; madde gerekçelerine ilişkin 16. maddesinde, "Maddeyle, idari yargıda istinaf kanun yolunun kabul edilmesinin zorunlu sonucu olarak kanun yararına temyiz kurumunda değişiklik yapılmaktadır. Buna göre idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar aleyhine kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecektir." açıklamasına yer verilmiştir. (Başbakanlık Kanunlar Genel Müdürlüğü'nün 12/05/2014 tarihli ve Sayı:31853594-101-900-2165 sayılı, anılan Kanun tasarısına ilişkin gerekçeye ilişkin yazısı; TBMM, 1908'den Günümüze Tutanaklar, Yasama Dönemi 24, Yasama Yılı 4, Sıra Sayısı 592, s.11,16)
2577 sayılı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar ile bölge idare mahkemelerinin 46'ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla temyiz edilebilecek kararların gösterildiği İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde yer almayan konularda bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararların kesin olduğu açıktır.
2577 sayılı Kanun'un 51/1. maddesinde yer verilen "idare ve vergi mahkemeleri ile bölg'e idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar" ifadesi ile, idare ve vergi mahkemelerince verildiği anda kesin olan kararlar ile bölg'e idare mahkemelerinin ilk derece mahkemelerinin istinaf yolu açık kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinde gösterilmeyen konularda istinaf incelemesi sonucunda verdikleri kesin (temyiz yolu kapalı) kararları; "istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlar" ifadesi ile de, ilk derece idare ve vergi mahkemelerince verilip istinaf kanun yolu açık olduğu halde taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşen kararlar ile istinaf incelemesinden sonra temyiz kanun yolu açık olduğu halde taraflarca süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle temyiz incelemesinden geçmeksizin
kesinleşmiş bulunan bölge idare mahkemesi kararlarının anlaşılması gerekmektedir.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.
Van 2. İdare Mahkemesince verilen 30/09/2024 tarihli ve E:2023/3144, K:2024/1691 sayılı kararla; mevzuatta, eylem tarihinden itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiği, disiplin cezasına konu eylemin 26/01/2021 tarihinde gerçekleştiği, bu tarihten itibaren en geç iki yıl içinde söz konusu eylem nedeniyle disiplin cezası uygulanabilecek olmasına karşın iki yıllık süre geçtikten sonra 10/05/2023 tarihli Bakan Olurlu dava konusu işlemin tesis edildiği, her ne kadar Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nca, 26/01/2021 tarihinden itibaren iki yıllık ceza zamanaşımı süresi içerisinde 23/12/2022 tarihli karar ile davacı hakkında meslekten çıkarma cezası verilmesi gerektiğine karar verilmiş ise de, 7068 sayılı Kanun'un 21. maddesinde, İl Disiplin Kurullarınca verilen kararlardan, meslekten çıkarma cezası kararlarının valinin önerisi, Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun uygun görüşü ve Bakanın onayıyla kesinleşeceğinin hükme bağlandığı, Yüksek Disiplin Kurulu kararının görüş mahiyetinde olduğu ve söz konusu cezanın Bakan Olur tarihi olan 10/05/2023 tarihinde verildiği anlaşıldığından, ceza verilebilmesi için gerekli iki yıllık zaman aşımı süresi geçirildikten sonra meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 15/05/2025 tarihli ve E:2024/1384, K:2025/787 sayılı kararıyla, davalı idarelerden Jandarma Genel Komutanlığının istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Anılan istinaf kararının adı geçen davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İkinci Dairesinin 15/09/2025 tarihli ve E:2025/3294, K:2025/3582 sayılı kararıyla, 2577 sayılı Kanunun 48/7. maddesi uyarınca söz konusu istemin süreassımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı idarelerden Jandarma Genel Komutanlığının kanun yararına bozma dilekçesinde Danıştay İkinci Dairesince verilen temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin karara da yer verilmiş ise de; anılan dilekçenin incelenmesinden Mahkeme kararının esasına ilişkin iddialarda bulunulduğu görüldüğünden kanun yararına temyiz talebinin, Bölge İdare Mahkemesi kararına yönelik olduğu değerlendirilmiştir.
Öte yandan, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin karar, Danıştay dava dairesince temyiz mercii sıfatıyla verilmiş olup, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyiz edilebilecek kararlar arasında yer almadığından, anılan karara karşı kanun yararına temyiz yoluna başvurulması da hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin istinaf incelemesi sonucunda verdiği kararın esastan temyiz incelemesi yapılmadan kesinleşmiş olması nedeniyle kanun yararına temyiz edilebileceği anlaşıldığından işin esasına geçildi.
Dosyanın incelenmesinden, davacının aralarında bulunduğu ilgililer hakkında 26/01/2021 tarihinde gerçekleşen olaya ilişkin olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucunda İstanbul Valiliği İl Jandarma Disiplin Kurulunun 08/09/2022 tarihli, 2022/62 sayılı kararıyla, davacının 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(çç) maddesi hükmü uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesine karar verildiği, anılan kararın Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun
23/12/2022 tarihli, 2022/445 sayılı kararıyla uygun görülmesini müteakip 10/05/2023 tarihli Bakan onayı ile kesinleştiği anlaşılmaktadır.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 7/1-e maddesinde, "Meslekten çıkarma; personelin emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır." şeklinde tanımlanmış; 8/6-(çç) maddesinde de, "Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara ve benzeri kötü alışkanlıklara düşük olmak." meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Anılan Kanun'un 20/1-(a)-(2) maddesinde, İl jandarma disiplin kurulunun il jandarma, ilçe jandarma ve geçici bölge komutanlıklarındaki; uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erlere Devlet memurluğundan çıkarma cezası dışında kalan disiplin cezalarını verebileceği öngörülmüş, 21/1. maddesinde, "a) İl jandarma disiplin kurulunun meslekten çıkarma cezası dışındaki kararları valinin onayıyla; meslekten çıkarma cezası kararları valinin önerisi, Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun uygun görüşü ve Bakanın onayıyla," kesinleşir hükmü, "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde ise, "(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
7068 sayılı Kanun'un 29. maddesi incelendiğinde; kanun koyucu tarafından, disiplin kurulunca teklif edilen cezanın Bakanlık makamınca verildiği bir sistemin öngörüldemiği, ceza verme yetkisinin doğrudan disiplin kuruluna ait olduğu; ancak sonuç cezanın meslekten çıkarma cezası olması durumunda, personel bakımından ikinci bir incelemeden sonra bu yaptırımın uygulanmasının amaçlandığı anlaşılmakla, anılan maddeye göre disiplin cezası verme konusunda mevzuatla yetkili kılınan disiplin kurulunca takdir edilen cezanın verildiği tarihin iki yıllık zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, 19/02/1980 tarihli, 2261 sayılı Kamu Güvenliğine ve Kolluk Hizmetlerinle İlişkin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bunlara Yeni Hükümler Eklenmesi Hakkında Kanun ile 3201 sayılı Kanun'a "Ek Madde 2" olarak eklenen ve daha sonra 11/09/1987 tarihli, 291 sayılı KHK ile "Ek Madde 5" olarak teselsül ettirilmiş olan; ancak 7068 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte benzer düzenlemeleri içeren maddenin gerekçesinde; "Emniyet örgütünde kurulacak disiplin kurullarının ceza verebilecekleri personel ve uygulayacakları cezalar bakımından yetki sınırlarını belirlemektedir. Maddeye egemen olan görüşe göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki, disiplin kurullarını ceza vermek için sadece görüş bildiren bir yer kabul eden ve ceza verme yetkisini merkezdeki atamaya yetkili amire bırakan sistem bırakılmakta ve disiplin kurulları, gösterilen yetki sınırları çerçevesinde disiplin cezası vermede birer karar yeri durumuna getirilmektedir. Böylece 657 sayılı Kanuna göre bugüne kadar uygulamada karşılaşılan, işlerin merkezde toplanması yüzünden disiplin cezalarının geç verilmesinden doğan sakınca giderilecek ve disiplin işleri büyük bir hız kazanmış olacaktır." şeklinde ifade edilen hususlar ile de bu duruma işaret edildiği, işlerin merkezde toplanması yüzünden disiplin cezalarının geç verilmesinden doğan sakıncanın giderildiği ve disiplin işlerine büyük bir hız kazandırılmasının amaçlandığı göz önünde bulundurularak, iki yıllık zamanaşımı süresinin belirlenmesinde meslekten çıkarma disiplin cezası vermeye yetkili olan disiplin kurulunca cezanın verildiği tarihin dikkate alınması gerektiği gerekçesine dayalı yargı kararları verilmiştir.
Bu bağlamda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/06/2025 tarihli ve E:2025/102, K:2025/1325 sayılı kararıyla disiplin cezası verme konusunda mevzuatla yetkili kılınan disiplin kurulunca takdir edilen cezanın verildiği tarihin iki yıllık zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği yolundaki bölge idare mahkemesi israr kararı onanmıştır.
Buna göre; yukarıda aktarılan mevzuatta, eylem tarihinden itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı kuralına yer verilmiş olmakla birlikte; olayda, il jandarma, ilçe jandarma ve geçici bölge komutanlıklarındaki; uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erlere Devlet memurluğundan çıkarma cezası dışında kalan disiplin cezalarını verme yetkisine sahip olan il disiplin kurulunca kanunda öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde disiplin cezasının davacıya verilmiş olması karşısında, uyuşmazlığın esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahisle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince verilen ve temyiz incelemesi yapılmadan kesinleşen 15/05/2025 tarihli ve E:2024/1384, K:2025/787 sayılı kararın, kanun yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca talep olunur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : Murat İnci
DÜŞÜNCESİ : Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 27/01/2021 tarihindeki eylemleri nedeniyle başlatılan disiplin soruşturması sonucu; İstanbul Valiliği İl Jandarma Disiplin Kurulunun 08/09/2022 günlü, 2022/62 sayılı kararı ile davacının, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(çç) maddesinde düzenlenen "Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara ve benzeri kötü alışkanlıklara düşkün olmak" fiilini işlediğinin sübuta erdiğinden bahisle meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesine karar verildiği, anılan kararın, Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 23/12/2022 günlü, 2022/445 sayılı kararı ile uygun görülmesini müteakip 10/05/2023 günlü Bakan onayı ile kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bu bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un; 7/1-e maddesinde "meslekten çıkarma";
personelin emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılması olarak tanımlanmış; 8/6-(çç) maddesinde de "Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara ve benzeri kötü alışkanlıklara düşük olmak" fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Anılan Kanun'un "Jandarma teşkilatı disiplin kurullarının görev ve yetkileri" başlıklı 20. maddesinde; "(1) Jandarma teşkilatı disiplin kurullarının disiplin cezası verebilecekleri personel ve uygulamaya yetkili oldukları cezalar aşağıda gösterilmiştir. a) İl jandarma disiplin kurulu il jandarma, ilçe jandarma, ve geçici bölge komutanlıklarındaki; 1) Yüzbaşı ve altı rütbelerdeki subay, astsubay, uzman jandarma ve diğer sınıflardaki memurlara meslekten çıkarma ve Devlet memurluğundan çıkarma cezası dışında kalan diğer disiplin cezalarını, 2) Uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erlere Devlet memurluğundan çıkarma cezası dışında kalan disiplin cezalarını, ... verebilir."
"Jandarma teşkilatı disiplin kurullarınca verilen kararların kesinleşmesi" başlıklı 21. maddesinde; (1) Jandarma teşkilatı disiplin kurullarınca verilen kararlardan;
a) İl jandarma disiplin kurulunun meslekten çıkarma cezası dışındaki kararları valinin onayıyla; meslekten çıkarma cezası kararları valinin önerisi, Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun uygun görüşü ve Bakanın onayıyla,
kesinleşir. ...";
"Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde; "(1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde,
b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar." hükümleri yer almaktadır.
7068 sayılı Kanun'un 29. maddesi incelendiğinde; kanun koyucu tarafından, disiplin kurulunca teklif edilen cezanın Bakanlık makamınca verildiği bir sistemin öngörülmediği, ceza verme yetkisinin doğrudan disiplin kuruluna ait olduğu; ancak sonuç cezanın meslekten çıkarma cezası olması durumunda, personel bakımından ikinci bir incelemeden sonra bu yaptırımın uygulanmasının amaçlandığı anlaşılmakla, anılan maddeye göre disiplin cezası verme konusunda mevzuatla yetkili kılınan disiplin kurulunca takdir edilen cezanın verildiği tarihin iki yıllık zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, 19/02/1980 günlü, 2261 sayılı Kamu Güvenliğine ve Kolluk Hizmetlerinle İlişkin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bunlara Yeni Hükümler Eklenmesi Hakkında Kanun ile 3201 sayılı Kanun'a "Ek Madde 2" olarak eklenen ve daha sonra 11/09/1987 günlü, 291 sayılı KHK ile "Ek Madde 5" olarak teselsül ettirilmiş olan; ancak 7068 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte benzer düzenlemeleri içeren maddenin gerekçesinde; "Emniyet örgütünde kurulacak disiplin kurullarının ceza verebilecekleri personel ve uygulayacakları cezalar bakımından yetki sınırlarını belirlemektedir. Maddeye egemen olan görüşe göre, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunundaki, disiplin kurullarını ceza vermek için sadece görüş bildiren bir yer kabul eden ve ceza verme yetkisini merkezdeki atamaya yetkili amire bırakan sistem bırakılmakta ve disiplin kurulları, gösterilen yetki sınırları çerçevesinde disiplin cezası vermede birer karar yeri durumuna getirilmektedir. Böylece 657 sayılı Kanuna göre bugüne kadar uygulamada karşılaşılan, işlerin merkezde toplanması yüzünden disiplin cezalarının geç verilmesinden doğan sakınca giderilecek ve disiplin işleri büyük bir hız kazanmış olacaktır." şeklinde ifade edilen hususlar ile de bu duruma işaret edildiği, işlerin merkezde toplanması yüzünden disiplin cezalarının geç verilmesinden doğan sakıncanın giderildiği ve disiplin işlerine büyük bir hız kazandırılmasının amaçlandığı göz önünde bulundurularak, iki yıllık zamanaşımı süresinin belirlenmesinde meslekten çıkarma disiplin cezası vermeye yetkili olan disiplin kurulunca cezanın verildiği tarihin dikkate alınması gerektiği gerekçesine dayalı yargı kararları verilmiştir.
Bu bağlamda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/06/2025 günlü, E:2025/102, K:2025/1325 sayılı kararıyla disiplin cezası verme konusunda mevzuatla yetkili kılınan disiplin kurulunca takdir edilen cezanın verildiği tarihin iki yıllık zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği yolundaki bölge idare mahkemesi israr kararı onanmıştır.
Buna göre; yukarıda aktarılan mevzuatta, eylem tarihinden itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı kuralına yer verilmiş olmakla birlikte; olayda, il jandarma, ilçe jandarma ve geçici bölge komutanlıklarındaki uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erlere Devlet memurluğundan çıkarma cezası dışında kalan disiplin cezalarını verme yetkisine sahip olan il disiplin kurulunca kanunda öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde disiplin cezasının davacıya verilmiş olması karşısında, uyuşmazlığın esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahisle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan KANUN YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
Yukarıda özetlenen gerekçeyle, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince verilen 15/05/2025 günlü, E:2024/1384, K:2025/787 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Kararın birer örneğinin Danıştay Başsavcılığına, İçişleri Bakanlığına, Jandarma Genel Komutanlığına ve davacıya gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 22/04/2026 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Esas No : 2026/717 Karar No : 2026/1980
Dava; jandarma uzman çavuş olarak görev yapan davacının, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(çç) maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
7068 sayılı Kanun'un; "Jandarma teşkilatı disiplin kurullarınca verilen kararların kesinleşmesi" başlıklı 21. maddesinde; "(1) Jandarma teşkilatı disiplin kurullarınca verilen kararlardan; a) İl jandarma disiplin kurulunun meslekten çıkarma cezası dışındaki kararları valinin onayıyla; meslekten çıkarma cezası kararları valinin önerisi, Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun uygun görüşü ve Bakanın onayıyla, kesinleşir. ... " hükmüne yer verilmiştir.
Alintılanan yasal düzenlemeye göre disiplin cezasına ilişkin işlemlerin, aynı idare içerisinde yer alan farklı idari birimlerin irade açıklamalarının ortaya konulması suretiyle birden çok aşamayı içeren işlem niteliğinde olduğu, meslekten çıkarma işlemlerinde işlemin son aşamasını teşkil eden Bakan onayı öncesindeki ara işlemlerin, işlemin gerçekleşmesinin zorunlu unsurunu oluşturmakla birlikte tek başına hukuksal sonuç doğurucu niteliklerinin bulunmadığı, Bakan onayı işlemi ile işlemin kesin ve yürütülebilir işlem niteliğini kazandığı görülmektedir.
Diğer yandan, aynı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde; "(1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; disiplin cezasına konu eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yıllık süre geçtikten sonra verilen Bakan onayı ile dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, Bakan onayı ile kesin ve yürütülebilir nitelik kazanan disiplin işlemi, zamanaşımı yönünden de ancak bu onay tarihi itibarıyla sonuç doğurabilecektir.
Aksi kabulün; kesin ve yürütülebilir niteliği olmayan idari işlemlerin ilgililer hakkında sonuç doğurmasına ve Kanun'da düzenlenen zamanaşımı süresinin öngörülemez şekilde belirsizleştirilmesine neden olacağı açıktır.
Bu durumda; davacıya isnat olunan fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, KANUN YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.